|
2. İstanbul Uluslararsı Bale Yarışmasının finaline ve galasına katıldım. Finalden çok keyif aldım, 2008’deki I. yarışmaya göre çok mesafe alınmıştı. Çok saygın bir jüri vardı. Emeği geçen herkesi kutlarım. Galadaki davetli İspanyol Nacho Duato Topluluğu ve yurtdışındaki önemli balelerin başdansçıları da çok iyiydi. Satılmayan bilet çok olmasına rağmen, salon bir şekilde dolmuştu.
Galada, bale öğrencileri olduğunu tahmin ettiğim bir grubun aşırı tezahüratı keyfimi çok kaçırdı. Dans bitmeden bravolar, çok yüksek sesli uzatılmış bravolar, bravolar arasında rekabetler, gülüşmeler, spor salonu havaları, balenin zerafetine hiç yakışmıyordu. Bale öğrencilerinin enerjilerini , orada seyrettikleri arkadaşları ve tanınmış sanatçılar gibi, çok çalışarak boşaltmalarını yeğlerim.
Finalde, jürinin hemen önündeki sırada, temsil boyunca horlayan sanatseveri (!) de kınıyorum. Defalarca bakmam bir şey değiştirmedi, neticede kendi yerimi değiştirdim.
Salon adapları üzerinde genel olarak artık biraz durmamız gerekiyor. Temsilin başlama saatini önemsemeden fuayede sohbet etmeler, salon girişlerinde gruplar halinde sohbet edip yolu tıkamalar, saatinde başlamayan temsiller, temsil başladıktan sonra ön kapıları kullanmalar, temsil başladıktan sonra salona girip sakin sakin en ön sıralara yürümeler, protokollere özel muameleler, her tanınmış kişiyi protokol olarak almalar, temsil sırasında konuşmalar, daha önce bakılmayan programa cep telefonu ışığıyla bakmalar, mesaj kontrolleri, mesaj çekmeler, titreyen telefona cevap bile vermeler, her temsilde en az bir defa telefon çalması (geçikince, insan ne zaman çalacak diye merak bile ediyor!), gürültülü çanta açmalar, hışırtılı poşetlerle oynamalar (hem de müziğin en hafif olduğu anı seçerek) bir kültür başkentine hiç yakışmıyor. Müzik herşeyden önce bir sistem, bir düzen içerir, incelik ve özen gerektirir. Onu gerçekten dinlemeye gelenlerin de bunlara duyarlı olması beklenir. Yaklaşık otuz senemi geçirdiğim Ankara’da temsillerin zamanında başlamasına büyük özen gösterilirdi. Maalesef İstanbul’da böyle bir endişe yok. Bu konuda gayret sarfeden Süreyya Operası yönetimini kutluyorum. Salonlarımız kısıtlı, o halde hiç olmazsa o salonların kıymetini bilelim.
CRR konser salonunun I. ve II. Bale Yarışmalarına tahsis edilmesi çok güzel. Ancak her ikisinde de salon görevlilerinin performansı çok düşüktü. Sanki alelacele oraya getirilmiş ve de ne için getirildiklerini anlamamış bir halleri vardı. Bir görevliye program sordum, anlamakta güçlük çekti. Anlayınca da, kalmadı dedi. Sonra fark ettim, başka bir girişte çok sayıda program var. Dışarıdaki otomatlar tekliyor, yardım edecek kimse yok. Aldığınız şeyleri yiyebileceğiniz bir masa yok. Çekim yapan ekibin yanlarına ve arkalarına insanlar oturtulmuş, devamlı rahatsızlar. Bunların çevresi boş bırakılsa olmaz mı? Çekim yapanlar genelde temsille fazla ilgili değiller. İstedikleri gibi davranıp, etraflarına pek aldırmıyorlar. CRR görevlilerinin ve çekim ekiplerinin, temsilden önce, yarışma görevlilerince bir brifinge tabi tutulmaları gerekiyor. Belki en iyisi, salon içi organizasyonunun profesyonel bir ekibe verilmesi, böyle bir ekip varsa tabii.
|